Andonis ZAMBETAS 59 yaşında bir doktor. Arkadaşım Vera tanıştırdı. Sosyal dayanışmaya inanıyor ve eylemlere katılıyor. Evli, iki çocuğu, bir torunu var. Bir doktor olarak hastanelerdeki durumu anlattı. Doğrusu inanamadım.
Krizin sağlık sistemine ve hastanelere yansıması nasıl oldu?
Önce şunu belirtmek isterim ki, her şeyden evvel bu kriz için bir hazırlık yapıldı, yani hazırlanmış bir krizdir. Hedef: Yunan toplumun yaşam kalitesini aşağı çekmek. Bu yaşam kalitesindeki düşüş hastaneleri de büyük ölçüde etkiledi. Avrupa’nın en eski fizik tedavi merkezlerinden birinde çalışıyorum Binlerce kişi tedavi görüyordu bu hastanede. Krizden sonra hem çalışanlar hem de hastalar için durum korkunç oldu. Önce yataklar azaldı. 750’den 400’e düşürüldü. 400 yataklı oldu ama 100-150 kişi arasında tedavi hizmeti verebiliyor. Aslında toplum hastanelerden kovuldu. Bu da belirli bir sistem içerisinde yapıldı. Pek çok hastane kapatıldı. Sigortalı olsanız bile cüzi de olsa para vermek zorundasınız artık. Önceden ilaç parasının tamamını devlet karşılıyordu. Şimdi %25’ni hasta ödemek zorunda. Krizle birlikte çoğu kişi işten atıldığı ve sigorta primleri ödenmediği için artık sigortasız oldu. Esnaf, küçük iş yeri sahipleri de sigorta primlerini ödeyemez oldular. Dolayısıyla devletin sağlık hizmetlerinden yaralanmalarıda kısıtlanmış oldu. Hastane personeli azaltıldı. İşten çıkarıldı. Emekli olan arkadaşlarımızın yerine yeni kimseler alınmadı. Çalışan sayısının azaltılması hem çalışanlar hem de hastalar açısından tehlikeli durumlar yaratıyor. Çalışanlar çocuklarının kreş parasını, işe geliş gidiş masraflarını karşılayamaz oldu. Pek çok aile çekirdek aileden yeniden büyük aileye geçti. Ekonomik zorunluluktan dede-torun tekrar bir arada yaşamaya başladı.
İntihar vakalarındaki artış devam ediyor mu?
Kriz nedeni ile çok sık intihar vakalarına şahit oluyoruz. Evet maalesef artış devam ediyor. Toplumsal bir travma yaşıyoruz ve sonuçları çok dramatik oluyor. Yalnız intihara kalkışan kişiyi değil, ailesini de tedavi etmeye çalışıyoruz.
Ailede yaşanan ekonomik sorunlar çocukların psikolojisini ve okul başarılarını yüzde yüz etkiliyor. Bu artık alenen bilinen bir şey. Pek çok okulda çocuklar sabahları okula aç gidiyor ve derste baygınlık geçiriyorlar. Devletin bunu bilip kabullenmesi çok büyük ayıp. Hiçbir toplum böyle bir şeyi hak etmez.
Eğitim ve sağlık hizmetleri devletin zorunlu görevleri arasındadır ve bir ülkenin gelişmişliğini de göstergesidir. Devlet Hastanelerinde tuvalet kâğıdından enjektöre kadar her şey kısıtlanıyor. Ekipmanlar bozulunca tamir edilmiyor. Hemşireler ve diğer sağlık çalışanları normalden fazla efor sarf etmek zorunda kalıyor. Kanser hastalarına bile aylar sonrasına randevu veriliyor. Aynı kısıtlamalar okullarda da yaşanıyor. İşten çıkarılan öğretmenler, daraltılan okul ödenekleri… Eğitim sağlık ve sosyal hizmet alanlarının tümünde kemer sıkma politikaları nedeni ile sosyal devlet anlayışının getirdiği bütün ödeneklere sınırlamalar getirildi maalesef.
Sosyal hayta ne tür değişiklikler oldu?
Yunanistan’da bir milyonun üzerinde göçmen var. Hastanelere gelip hastabakıcıların, özellikle kendi hastalarına bakanların Yunan mı, göçmen mi olduğunu kontrol edenler var. Faşistler sermayenin köpekliğini yapıyorlar. Göçmenlerin hastanelerde çalışıp para kazanmalarını istemiyorlar. Hasta mülteci ve göçmenlere gıda, kan, ilaç yardımı yapılmasın engellemeye çalışıyorlar. Mülteci çocukların sınır dışı edilmesini istiyorlar. Canice yaklaşımlar bunlar. Öte yandan bizi de göçmenlerle tehdit ediyorlar. ‘’Eğer sen günde 10 Avroya çalışmasan bizde 3 Avroya göçmen çalıştırırız’’ diyorlar.
Sizin hayatınızda neleri değiştirdi bu kriz?

36 yaşında bir oğlum, 35 yaşında bir kızım var. Kızımın da bir yaşında bir kızı var. Torunumun doğduğu gün, damadım işten atıldı. Oğlum, eşim, damadım işsiz. Kızım iktisadı bitirdi. Bir organizasyon şirketinde çalışıyor anacak, her ay maaşının bir bölümünü alabiliyor. Anlayacağınız maaşının bir bölümü her ay içeride. Bunlarıda ne zaman alacak, alabilecek mi? Belli değil. Neredeyse Yunanlıların tamamı gibi ben de yarım maaş alıyorum. Önceden yılda 14 maaş alıyorduk. Paskalya ve yılbaşında verilen 13. ve 14. maaş uygulaması kaldırıldı.
Her gün artan korkunç vergiler ödüyoruz. Belli inançlarımız ideolojimiz olmasa kesin psikiyatriste gitmiştik. Birçok kişi psikolojik tedavi görüyor. 36 yaşında sağlıklı, eğitimli birinin işsiz olması korkunç. Bu da sistemin silahlarından biri. İşsiz bırakılıyorsunuz, beklentilerinizi aşağı çekiyorlar. ” Ne istiyorsun 40 Avro mu, hayır 15 Avro çok bile sana.” Başka şansın olmadığı için kabul ediyorsun.
Aile içinde ne tür tasarruf tedbirleri aldınız?
Bugün dört yıl önce yaşadığımız paranın üçte biri ile yaşıyoruz. Tabi ki problem çok büyük. Evim ve arabam için bankadan aldığım krediyi ödeyemez haldeyim. İflas etmiş aileler için çıkarılan kanundan faydalanıyorum ve bankaya kredi borçlarım için çok az ödeme yapıyorum. Bunu söylemekten utanmıyorum. Eşim ile gıdanın da, giyimin de en ucuzunu alıyoruz. Bir yere gitmek için yol parasın hesaplıyoruz ve çoğu zaman gitmiyoruz.
Hayalleriniz?
Bireysel bir hayalim yok artık. En büyük hayalim bütün toplumların başlarındaki kötü yöneticilerden kurtulup, kendi geleceklerini kendilerinin tayin edebileceği bir sisteme kavuşmaları.