“Karşılıklı anlayış, saygı ve kabul. Artı ortak değerlerde anlaşmaya varmış olmak, farklılıkları yaratıcı bir fırsat olarak görebilmek. İşte birlikte yaşamanın formülü bu.”
Frans JENNEKENS bir televizyon gazetecisi. Birlikte yaşamanın formüllerine ve çeşitliliğe yıllardır kafa yoran bir isim. Uzmanlık alanı medya ve çeşitlilik. Nederlands Radyo Televizyonunda (NTR) Çeşitlilik Programları Bölümü’nün başında. Ses getiren yüzlerce çok kültürlü TV-Radyo programına imza atmış. 18 yıldır bu alanda profesyonelce üretiyor. Avrupa Birliği (EU), Avrupa Konseyi (CoE), Avrupa Yayın Birliği (EBU), Temel Haklar Ajansı (FRA), Birleşmiş Milletler (UN), UNESCO gibi birçok uluslararası kuruluşta medya ve çeşitlilik üzerine aktif çalışmalarda yer almış, alıyor. Ayrımcılık, entegrasyon, birlikte yaşamak ve medya konulu panel ve atölyelerin neredeyse doğal davetlisi.
Hiç ayrımcılığa uğradın mı?
Ben mi?
Evet sen. Hep ayrımcılığa uğrayanlar üzerine konuşuyoruz, sen hiç uğradın mı?
Ooow. Dilimden dolayı ayrımcılığa uğradım. Çünkü çok iyi Hollandaca konuşamıyordum. Ben Güney Hollanda’dan, Limburg’danım. Güney’in lehçesi biraz farklıdır. Katoliklerin yoğun olduğu bir bölgedir. Üniversite için Amsterdam’a taşındığımda bazen insanlar benimle dalga geçiyorlardı. Kendimi ifade etmekte zorlanıyordum. Bu nedenle insanların dışlanmasının ne demek olduğunu bir ölçüde anlayabiliyorum.
Frans için çeşitliliğin anlamı ne diye sorsam?
Çeşitlilik benim için bir yaşam tarzı. Günümüzde toplumlardaki çeşitlilik dengesini sağlayabilirsek, iyi yönetebilirsek birlikte barış içinde yaşamamamız için hiçbir neden yok. “Senin marifetin ne? Benim marifetim bu. Belki birlikte bir şeyler yapabiliriz. Beraber dengeyi bulabiliriz. Hadi birlikte yeni bir denge bulalım” diyebilmeliyiz birbirimize.
Önce bazı evrensel değerler üzerinde anlaşmamız gerekir. Temel insan hakları, demokrasi gibi. Herkesin aynı olmasını istemiyorum, herkesin farklılıklarını koruyarak bir diğerine tepeden bakmadan birbirini kabul etmesini, saygı duymasını, anlayış göstermesini istiyorum.
Eğer sen bana “seni kabul etmiyorum, saygı duymuyorum benim kendi kurallarım var” dersen ben de sana derim ki: “Kendi yoluna git, ben seninle iletişim kuramam, kurmam.”
Mesela din benim için özel bir tercih. Devletin aktif rol almasını, gücünü dinden, inanan insanlardan almasını istemiyorum. Böyle elde edilen bir güçle yönetilmek istemiyorum.
Bütün farklılıklara rağmen birlikte yaşamanın formülü ne peki?
Karşılıklı anlayış, saygı ve kabul. Artı ortak değerlerde anlaşmaya varmış olmak, farklılıkları yaratıcı bir fırsat olarak görebilmek. İşte birlikte yaşamanın formülü bu.
Yüksek kültürel değerlere sahip, hümanist, yumuşak, liberal biri olarak algılanmak istemem. Zira değilim. Benim sloganım şu: Hadi birlikte yeni bir denge bulalım. Çeşitlilik yaratıcı bir fırsattır.
Çeşitlilik konusunda yeterince yol aldı mı Hollanda - Avrupa?
Çeşitliliği nasıl kullandığınız önemli. Hollanda’ya gelenlere biz bu ülkenin değerlerini öğretmedik. Sadece suçladık kötü şeyler yapıyorlar diye. Çeşitliliğin çalışması için önce genel değerlerle ilgili aynı fikirde olmalısınız. Ben de, sen de biraz bakış açılarımızı değiştirmeliyiz. Bunun eğitimine çocukluktan itibaren ailede, okulda, sosyal ortamlarda başlanmalı.
Herkes özel, herkes biricik, herkes değerli. 30 yıl öncesine göre önemli yol kat ettik ama elbette yeterli değil. Devam etmek gerekiyor inatla, inançla.
Bence ikinci yarısındayız çeşitlilik projesinin. İnsanlar şikayet etmeye başladığı zaman, birtakım taleplerde bulunmaya başladığı zaman bir durup dinlemen, bakman gerekiyor. Kavga etmeye, sidik yarışına girmeye başladığınız zaman işler başka yöne gider.
Eğer iletişim kurabiliyor, tartışabiliyorsanız bu önemli. Bir şeyler oluyor, oluşuyor demektir. Ne mutlu ki biz Avrupa’da çatışma ve tartışma kültürünü oluşturduk. Artık yalnızca Hristiyan bir Avrupa değiliz. 20 milyondan fazla Müslüman var aramızda.
semra güzel korver